Salgın Günleri Çocuklar ve Hakları

Çocukluk, travmaların ortaya çıktığı ve geliştiği en önemli çağdır. Salgın hastalık günlerinde aile içinde yaşanan birçok durum da çocuklarda travmaya neden olabilir. Olayları çocuklar aile büyüklerinin gözünden yaşamakta ve onların verdiği tepkilerin sonucunda olayların farkına varmaktadırlar. Bu nedenle anne-babaların salgın günlerinde süreci yönetme biçimleri önem kazanmaktadır. Yaşanan zorluklar karşısında yetişkinlerin stresi yönetme becerileri ve kaygılarını dışa yansıtma oranları, çocukların da aynı oranda stres ve kaygı yaşamalarına neden olmaktadır. 

Çocukların kapalı ortamlarda sadece aileleriyle kalsalar bile, iletişim araçları kanalıyla doğru ya da yanlış bilgiye ulaşmalarının kolay olmasının etkileri ve günlük değişen olayların kendi düzenlerini sıkça bozması da onların kaygılarını artıracak, stres yaşamalarına neden olacaktır. 

Birleşmiş Milletler çocuk hakları sözleşmesi

Sözleşmenin birçok maddesinde devletlerin çocuğun haklarını korumak ve onların güvenli ortamlarda yetişmesi için destek olması gerektiği belirtilmesine rağmen, salgın günlerinde bu destek göz ardı edilmektedir. Yöneticilerin sık sık karar değiştirmesi, salgın günlerinin belirli bir rutinde devam etmesini sağlayacak sistemler kurulamaması, doğru bilgi verilmediği konusunda günümüzde gelişen güvensizlik, ailelerde gelişmeye başlamakta, giderek çocukların da güven sorunu yaşamasına neden olmaktadır. Önde gelen yaşam gereklerinden birisi olan güven içinde olma ihtiyacının yok olması, özellikle çocuklarda gelecekte ortaya çıkacak birçok travmaya neden olabilir. Birleşmiş milletler sözleşmesinde zorunlu eğitimin devlet kurumları tarafından sağlanması gerektiği belirtilmesinin yanı sıra “çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.” denilmiştir. Özellikle okullar konusunda üst yönetim tarafından yaratılan kaosta acaba çocuğun yararı ne kadar düşünülmektedir.

Okulların açılma kararı değişiklikleri

Sık sık okulların açılıp kapanması konusunda karar değişiklikleri, açıklamaların tutarlı nedenlerinin ortaya konulamaması, her çocuğa eşit olanaklar sağlanamaması, okullar kapandığında çalışan ailelerin çaresizliği göz önüne alındığında, çocuğun yararının pek düşünülmeden hareket edilmekte olduğu açıkça görülecektir. Aile büyüklerinin yaratmaya çalıştığı güven ortamı, yönetim kademelerinden gelen ve sık sık tekrar eden dengesiz açıklamalarla ailelerin de karar değiştirmesine, stres yaşamasına ve kaygılarının artmasına neden olmakta, bu durum da direk çocuğu etkilemektedir. Artık, haftalık değişen yönetim kademesindeki kararların, uzun vadeli kararlara dönüşmesine ve gerekli bilimsel netlikte olmasına gereksinim vardır. Yönetici kademede bulunan insanların da aldıkları her kararın toplumun geleceği olan çocuklarda ne gibi travmalara neden olacağını düşünerek hareket etmesi gerekmektedir. Yönetimde bulunanların saygı gösterip, katkı sağlamaları gerektiğinin belirtildiği maddede “çocuğun yeteneklerinin gelişmesiyle bağdaşır biçimde haklarının kullanılmasında çocuğa yol gösterme konusundaki anne babaların hak ve ödevlerine, saygı gösterirler” denilmesine rağmen sık sık değiştirilen kararlar sonucunda anne-babaların ve çocukların düzen kurmaları engellenmektedir.

Okula gidememek, etkinlik yapamamak, arkadaşları ile buluşamamak sosyal ilişkilerin bitmesine ve ihtiyacı olan sevgi ve ilişki desteğini sadece aile içinden karşılamasıyla sonuçlanmaktadır. Birçok kişinin moralinin bozulmasına neden olan bu karar değişiklikleri karşısında aileler bu süreçte olabildiğince sakin olmalıdır. Yetişkin birey olarak çocuğun etkileneceği kendi davranışlarını kontrol ederek olayları onlara en az yansıtacak şekilde davranmalıdır. Çocukların duyacağı olaylarla ilgili detayların en aza inmesi için önlem alınması ve olaylara tepki gösterme yerinin çocuğun yanı olmadığını bilmelidirler. Çocuğu direk ilgilendiren konularda onların anlayacağı dilde açıklamalar yaparak, onların panik yaşamalarını engelleyecek davranışlar gösterilmelidir. Ayrıca aileler çocuklarının dikkatini dağıtacak etkinlikler bulmalı, aile bireyleri ile birlikte ve kendi kendine yapacakları etkinlikleri çoğaltarak, çocukların salgın günlerini verimli geçirmesine katkı sağlamalıdır.

Mete Akoğuz

mektepligazete.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir