Hayvan Hikayeleri

KOZADAKİ KELEBEK

Bir gün, adam ormanda gezerken bir kelebeğin kozasından çıkmaya çalıştığını görmüş. Kozasındaki küçük delikten çıkmaya çabalayan kelebeği saatlerce izlemiş.  

Sonra adam, kelebeğin kozadan çıkmak için çabalamaktan vazgeçtiğini, gücünün kalmadığını düşünmüş. Kelebeğe yardım edeyim de kolayca çıksın diye düşünüp kozadaki deliği daha rahat çıksın diye büyütmüş.

Bu sayede kelebek kozasından kolayca çıkabilmiş.

Fakat çıkmaya daha hazır değilmiş, bedeni hala kuru ve kanatları buruş buruşmuş. Adam, kelebeğin gücünü toplayıp, kanatlarını açıp, uçacağını düşünüyormuş. Ama Kelebek kozasından zamanından önce çıktığı için, ne kadar çabalasa da uçamamış ve buruşmuş kanatlarıyla yere düşmüş.

Adam iyi niyetli bir şekilde kelebeğe yardım etmeyi istemiş ama bilmediği nokta; kelebeğin kozadan çıkmak için çaba göstermesiyle, bedenindeki sıvı kanatlarına gidecek ve bu sayede doğru zamanda kozasından çıkacak, böylece uçabilecekmiş.

Kozadan uçuşa kelebekin değişimi

Hayat akarken sarf edilen çabalar, uğraşlar bizi hayatımızdaki bir sonraki adıma hazırlar,  gerekli güce ulaşmayı sağlar. Kendi kanatlarınızla uçmak isterseniz emek vermeniz, zorluklarla mücadele etmeniz gerekir. 

Çocuğunuzun her istediğini, iyi niyetle yerine getirir ve hayatın zorlukları ile karşılaşmasına izin vermezseniz, aslında zamanı geldiğinde kendi kanatları ile uçmasını engellemiş olur ve ona zarar verirsiniz.

YABAN KAZLARI

Yaban Kazlarının göçü

Yaban kazları “V” şeklinde uçarlar. Bilim adamları kazların neden bu şekilde uçtuklarını araştırmışlar. Araştırma sonucunda şu verilere ulaşmışlar;

“V” şeklinde uçulduğunda, uçan her yaban kazı kanat çırptığında, arkasındaki kuş için onu kaldıran bir hava akımı sağlıyormuş. Böylece “V” seklinde bir formasyonda uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak uçuş menzillerini yüzde yetmiş oranında uzatıyorlarmış. Yani tek başına gidebilecekleri maksimum yolu grup halinde neredeyse ikiye katlıyorlarmış.

Bir kaz, “V” grubundan ayrıldığı anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü diğer kuşların oluşturduğu hava akımının dışında kalmış oluyor. Bunun sonucunda, genellikle gruba geri dönüyor ve yoluna grupla devam ediyor.

“V” grubunun başında giden kaz hiç bir hava akımından yararlanamıyor. Bu yüzden diğerlerine oranla daha çabuk yoruluyor. Bu durumda yorulunca en arkaya geçiyor ve bu defa hemen arkasındaki kaz lider konumuna geçiyor. Bu değişim sürekli yapılıyor; böylece her kaz grubun her noktasında yer almış ve aynı oranda yorulmuş oluyor.

Uçuş hızı yavaşladığında gerideki kuşlar, daha hızlı gitmek üzere öndekileri bağırarak uyarıyorlar.

Gruptaki bir kuş hastalanırsa veya bir avcı tarafından vurulup uçamayacak duruma gelirse; düşen kuşa yardım etmek üzere gruptan iki kaz ayrılıyor ve korumak üzere hasta veya yaralı kazın yanına gidiyor. Tekrar uçabilene (veya eğer ölürse, ölümüne kadar) onunla beraber yaralı kuşu asla terk etmiyorlar. Daha sonra kendilerine başka bir kaz grubu buluyorlar.

Hiçbir kaz grubu, kendilerine bu şekilde katılmak isteyen kazları reddetmiyor.

İnsanlar, kazlarının bu düzenini örnek alsaydı;

Belli bir hedefe ulaşmak için bir araya geldiklerinde, birbirlerinden destek alarak hedeflerine daha kolay ve çabuk erişirlerdi.

Aynı yöne giderken bilgi alışverişini ve işbirliğini sürekli kılardı.

Görevlerini, yeri ve zamanı geldiğinde başkasına bırakmak gerektiğini bilirdi.

İlerlemek ve yol almak için başkalarının uyarılarına gereksinim duyardı.

KARINCALAR ARASINDA İLGİ ÇEKİCİ İŞBİRLİĞİ

Amerika’da New Jersey eyaletinin Kidgewood şehri yerlilerinden V. B. Morey birtakım karıncaların evinin taraçasının sütunlarından birindeki ufak delikten talaş tozu taşımakla meşgul olduklarına dikkat etmişti. Zerreyi koparan karınca, bunu üst basamağın kenarına kadar naklediyor ve buradan aşağı bırakıyordu.

Karıncalar

Bir aşağı basamakta bekleyen karınca, toz zerresini devir alıyor ve bunu kendi basamağının kenarına kadar götürüyordu. Sonra, onu buradan kendisinden bir aşağıdaki basamağa bırakıyordu. Karıncalar arasında sıkı bir işbirliği sonucunda. Talaş zerresi sonunda merdivenin önündeki yola indirilmiş oluyordu. Burada da bir başka karınca yükü çalıların arasına taşıyordu.

Morey, arada sırada yeni bir kafilenin gelerek yorgun kafilenin yerini aldığına ve işe aynı şekilde aralıksız devam edildiğine dikkat etti. Hayat Hayvanlar Ansiklopedisi 1967

FİLLERİN KUTSAL VAZİFESİ

Ünlü avcı F. J. Defosse 1926’da Hindiçini’de giriştiği bir av esnasında bir günün içinde beş fil öldürmüştü. Ertesi gün leşlerin bulunduğu mevkiden geçmesi gerekti. Birde ne görsün… Ölü hayvanların etrafındaki izler, geceleyin hemcinsleri tarafından ziyaret edildiklerini gösteriyordu. Bir tanesi ise meydanda yoktu.

Filler

Meraka düşen Defosse, ertesi gün yine aynı yere döndü. İzlerden, fillerin, ölülerini tekrar ziyaret ettikleri ve son vazifelerini yerine getirdikleri anlaşılıyordu. Hayat Hayvanlar Ansiklopedisi 1967

MAYMUN AKLI

New York’un Bronx hayvanat bahçesinin gedikli ziyaretçilerinden bir kadın, aynı kafesi paylaşan bir vahşî köpek, bir panda ve bir de maymunla ahbap olmuş ve onları kesme şekerlerle şımartmaya koyulmuştu. İlk üç gün vahşî köpekle panda maymunu mat ettiler. Kuvvetli çeneleri ve keskin dişleri sayesinde şekerlerini maymundan çabuk yiyorlar, sonra da onun payını elinden alıyorlardı.

Maymun

Fakat dördüncü gün maymun şekerini su kabına kadar götürdü ve içine batırdı. Yumuşayınca şekeri ağzına attı ve onu arkadaşlarından çok daha çabuk çiğneyip yuttu.

ÖLÜMDEN KAÇIŞ

Kapibara

Kapibara’ların en büyük düşmanı Jaguar’lardır. Bir keresinde bir seyyah, bir kapibara’nın, Jaguardan kurtulmak için nehre atladığına, böylece suyun altından yürüyerek karşıya çıkıp canını kurtardığına şahit olmuştu.Hayat Hayvanlar Ansiklopedisi 1967

TAVŞANIN KURNAZLIĞI

Ruben D. Knight adında Kanadalı bir çiftçi, tarlasının bir ucunda odun kesmekle meşgul bulunduğu sırada bir tavşanın çalıların arasından fırlayarak kaçmaya başladığını görmüştü. Ne çare ki çiftçinin çoban köpeği de tavşanın arkasından atılmıştı. Köpek git gide mesafe kazandığından, tavşanın düşmanının dişleri arasında can vereceği anlaşılıyordu.  

Tavşan ve köpek

Tam o sırada tavşan, köpeğe, hayvanlar arasında az rastlanır bir ustalıkta bir oyun oynadı. İlkönce yana doğru atladı, hızını alamayan köpek onu geçince de, ikinci bir hamleyle köpeğin sırtına sıçradı. Köpek, bu yükten kurtulmak için deli gibi koşarken tavşan onun sırtına sıkı sıkı yapışmış duruyordu. Köpek bir çalı yığınının yanından geçtiği sırada, tavşan çalıların arasına atlayarak gözden kayboldu. Şaşkına dönen köpek, bir süre bekledikten ve gayesiz bir şekilde öteye beriye saldırıp tavşanı aradıktan sonra suratında alık bir ifadeyle sahibinin yanına döndü.

Çiftçi o günden sonra da köpeğinin avcılığa kalkmadığını gördü.

HAYAT SIÇRAYIŞI

İmpala

İmpala’lar arslan, panter ve benzeri yırtıcı hayvanlardan kurtulmak için canını dişine takar ve uzun sıçrayışlar yaparak kaçmaya çalışır. Bu sıçrayışlar her seferinde 9 – 10 metredir.Hayat Hayvanlar Ansiklopedisi 1967

ESRARENGİZ SES

Fransa’nın Bayonne şehrinde oturan Bay Louis Versin’in sevimli bir papağanı vardı. Günün birinde evine bir de köpek yavrusu almaya karar verdi. Ne çare ki yavru köpek TİP itaat nedir bilmiyor, kendisine yasak edilen bir koltuğa fırsatını buldukça tırmanıyor, fakat burada uyuyacak yerde yastığını dişlemekle yetiniyordu. Sahibi bütün gün, «Tip, in oradan!» diye bağırmaktan yorgun düşmüştü. Papağan da duya duya bu sözleri öğrenmiş olacaktı ki, Bay Versin bir gün içerideki odadayken, papağanın «Tip, in oradan!» diye bağırdığını duydu.

papağan ve köpek

Adamcağız bunun üzerine olacakları görmek üzere parmaklarının ucuna basa basa koltuğun bulunduğu odaya yürüdü. Kapının aralığından bakınca, Tip’inkulaklarını havaya dikmiş vaziyette etrafına bakındığını gördü. Köpeğin, sahibini aradığı,  fakat onu göremediği meydandaydı. Papağan bir kere daha, “Tip in oradan!” deyince zavallı köpek koltuğu devirircesine fırladı ve büfenin altına saklandı. O günden sonra ancak sahibi odada olduğu zaman koltuğun üstüne çıkmaya teşebbüs eder oldu. Hayat Hayvanlar Ansiklopedisi 1967

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir